Yapılan araştırmalara göre, bu uydular galaksinin içinde gezegenlerinden ayrılmadan hareket ederken, aralarındaki kütle çekim etkileşimi "gelgit ısınması" fenomenine neden oluyor. Bu sürtünme ile oluşan iç ısı, güneş ışığı olmaksızın bile uyduların derin katmanlarındaki okyanusların donmasını engelliyor. Ancak, bu ısının korunabilmesi için atmosfer şartlarının büyük önemi bulunuyor.
Dünya'daki sera etkisine benzer bir şekilde, yoğun hidrojen atmosferinin yüksek basınç altında ısıyı hapsederek koruyucu bir katman oluşturması mümkün. Çalışma, bu tür uyduların yaklaşık 4,3 milyar yıl süresince - neredeyse Dünya'nın yaşı kadar - yaşam için uygun koşullar sunabileceğini öngörüyor.
Araştırmacılar, bu ortamdaki gelgit kuvvetlerinin oluşturduğu ıslanma ve kuruma döngülerinin, erken Dünya'daki gibi karmaşık moleküllerin meydana gelmesine ve dolayısıyla yaşamın başlangıcına zemin hazırlayabileceğini vurguluyor. Samanyolu Galaksisi'nde yıldızlarla aynı sayıda serseri gezegen olabileceği tahminleri, evrenin en karanlık noktalarında bile yaşamın var olabileceği olasılığını artırıyor.