Milyonlarca vatandaş, yaşamlarını sürdürebilmek için büyük bir mücadele vermekte. Düşük gelir diliminde yer alan birçok kişinin maaşı, daha cebe girmeden eriyerek kayboluyor. KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler ise, asgari ücret ve benzeri gelirlerle çalışan sabit gelirli bireyler için önemli bir yük oluşturuyor.
Diğer yandan, 2026 yılı için hazırlanan Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi doğrultusunda hükümet, “vergi indirimi, istisnası ve muafiyeti” adı altında önemli bir vergi gelirinden feragat etmeyi hedefliyor. Bu durumun, özellikle sermaye kesimine yönelik vergi harcamalarını içerdiği düşünülüyor ve bu da adaletsiz vergi dağılımı eleştirilerini gündeme getiriyor.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nın (VDK) 2025 yılına ait faaliyet raporu, vergi mükelleflerinin yeterince denetlenmediğini gösteriyor. VDK, 2025 yılında 4 milyon 240 bin 668 mükelleften yalnızca 285 bin 329’unu denetleyebilmiş ve bu da denetim oranını yüzde 6.72’de bırakmıştır.
Geçtiğimiz yıl, 748 milyar 538 milyon TL tutarında matrah farkı tespit edildi. Vergi incelemeleri sonucunda müfettişlerin talep ettiği ek vergi ve ceza toplamı ise 293 milyar 900 milyon TL’ye ulaştı. Bunun yanı sıra, vergi incelemeleri son 5 yılın en düşük düzeyinde seyrediyor; 2025 yılında yalnızca 66 bin 656 mükellef incelenmiş ve mükelleflerin incelenme oranı yüzde 1.57 olarak kaydedilmiştir. Bu oran, pandemi yılı olan 2020’de yüzde 1.58 olarak belirlenmişti.
VDK’nın 2025 yılı faaliyet raporuna göre, kurumlar vergisinde 143 milyar 989 milyon TL tutarında matrah farkı saptandı. Tarhı talep edilen vergi miktarı 23 milyar 69 milyon TL olarak belirlenirken, kesilmesi istenen ceza tutarı 28 milyar 659 milyon TL oldu. Ayrıca, KDV’de de 100 milyar 852 milyon TL matrah farkı tespit edildi. 40 milyar 587 milyon TL’lik verginin tarhı istenirken, kesilmesi talep edilen ceza miktarı 94 milyar 766 milyon TL’ye ulaştı.