Mobil
Anne-cocuk

Sahneye Yansıyan Anne-Kız İzleri Ve Hikayeleri

16 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
“Vay! Dedi Baykuş” adlı tiyatro oyununda, kızı Luna ile birlikte rol alan Özge Özder, 0-5 yaş aralığındaki çocukları hayal gücü dolu bir serüvene yönlendiriyor.

Özge Öder'in Yeni Sahne Deneyimi

Özge Öder, şu günlerde dikkat çekici bir sahne performansında yer alıyor. Yeni yıl ile birlikte sahnelenmeye başlayan “Vay! Dedi Baykuş” adlı oyunda kızı Luna ile beraber sahne alacak olan Özder, bu projeyi kabul etme nedeninin kızıyla birlikte sahnede olmanın getirdiği mutluluk olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, 25 Mart'ta Kozyatağı Kültür Merkezi'nde sahnelenecek “Arşimet Prensibi” adlı oyunda da rol alacak olan Özder ile hem sahne hem de yaşam üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Çocuklarla Oynamak

“Vay! Dedi Baykuş”, okul öncesi çocuklara yönelik bir yapım. Bir oyuncu olarak bu yaş grubuna hitap etmenin sizin için nasıl bir tecrübe olduğunu merak ediyorum. Yetişkin kitleye performans sergilemekten hangi açılardan farklılık taşıyor?

Vay Dedi Baykuş, Türkiye'de 0-5 yaş aralığındaki çocuklar için üretilmiş ilk yapım ve bu projede yer almak oldukça mutluluk verici. Londra'da oldukça tanınmış Little Angel Theatre'ın aynı isimle sahneye koyduğu oyunun birebir uyarlamasını Mehmet Ergen'in çevirisi ile sergiliyoruz. Oyun, Londra'dan gelen yönetmen tarafından sahnelendi. Günümüzün karmaşasından uzak, masalsı bir dünyada çocukların gözlerinin pırıl pırıl parladığını görmek, tarif edilemez bir deneyim. Hem bir anne olarak hem de bir oyuncu olarak, onların tiyatroya dair ilk anısının bir parçası olmak harika bir duygu. Her performansta onların gözlerine bakarak ruhumu arındırıyor, kendimi yeniliyorum.

Bu oyun, çocukların tiyatro ile buluşması için büyük bir fırsat sunuyor.

Duyusal Bir Sahne Dili

Oyun, ışık, müzik ve kuklacılığı bir araya getirerek çok katmanlı bir anlatım sunuyor. Bu tür bir sahne dilinin oyunculuk yaklaşımınıza etkisi nedir?

Ben, bir oyunculuk performansından ziyade bir masal anlatıcılığı yapıyorum, ama sınırlı bir kelime dağarcığı ile ve çeşitli materyallerle bunu gerçekleştiriyorum. Gölge oyunu, kukla, müzik, renk, şarkı, taklit ve dans gibi unsurları kullanarak, o yaş grubunun anlayabileceği şekilde her şeyden bir parça sunuyorum.

Bu tür projeler, çocukların hayal dünyasını zenginleştirme potansiyeline sahiptir.

Anne-Kız İlişkisi

Oyun, kızınız Luna'nın da sizinle sahnede yer aldığı bir yapım. Bir anne olarak çocuğunuzla aynı sahneyi paylaşmanın duygusu nasıl bir şey?

Bu projeyi kabul etmemin en büyük nedeni bu. Olağanüstü bir anı yaratma ve Luna'nın çocukluğuna dair benimle birlikte yaşayacağı unutulmaz bir deneyim sunma fırsatını görmek harika. Bir çocuk oyunu oynamak niyetim yoktu, fakat Luna'nın yaşına uygun bir projede yer almak ve onun beni doya doya izleyebileceği bir şey yapmak çok güzel bir fikirdi. “Luna ile birlikte mi sahne almalı?” diye düşünürken bu teklif geldi. Üstelik, Zorlu PSM ve Londra'dan gelen çok değerli bir ekiple çalışıyoruz. Luna, beraber tiyatro yapacağımızı duyunca çok heyecanlandı. Her gün ne zaman oynayacağımızı sordu.

İlişkinin Derinleşmesi

Anne-kız bağı, doğal olarak güçlü bir ilişkiyi içeriyor. Bu bağın sahnede hikâye anlatımına yansımasını nasıl gözlemliyorsunuz?

Öyle derin bir bağ kuruyoruz ki, oyun günlerinde benden ayrılmak istemiyor veya benimle uyumak istemiyor. Bazı performanslardan sonra duygusal bir şekilde ağlıyor, “Sana çok duygulanıyorum anne” diyor ya da “Şurayı şöyle yaparsan daha güzel olur” gibi önerilerde bulunuyor. Bu oyunun, aramızdaki anne-kız ilişkisinin derinleşmesine büyük katkı sağladığını hissediyorum.

Luna'nın tiyatro ile bu kadar erken yaşta tanışması, onun gelecekteki sanatsal gelişimi için büyük bir fırsat.

Sanatın Önemi

Luna'nın sanatı hayatına katma isteği sizin için ne anlama geliyor?

Luna, kendini ifade etmeyi seven, hayal gücü geniş ve yetenekli bir çocuk. Mesleki olarak tiyatroyu seçip seçmemesi ayrı bir konu ama hayatında sanata yer vereceğinden kesinlikle eminim. Bu durum beni oldukça mutlu ediyor. Oyunu kabul ederken bazı şartlar koydum; “Luna, istemediği günlerde asla sahne almayacak, ben yalnızca o günlerde oynayacağım” dedim. Pedagogla bu konuyu da görüştüm. Kızı adına çocuk masalları yazmış ve kitaplar yayımlamış bir anne olarak, onun için yaptığım her projede Luna'nın payı var. Tüm motivasyonum, ona güzel çocukluk anıları bırakmak. Bunlar parayla satın alınamayacak kadar değerli şeyler, hayatın hediyesi gibi. Dört yaşında annesiyle sahneye çıkıp akranlarına oyun oynayıp alkış almak, kaç çocuğun başına gelir bilmiyorum ama onun için harika anılar oluşturduğuna eminim.

Kendimdeki Değişim

Anne olduktan sonra kendinizde gözlemlediğiniz en büyük değişim nedir?

Artık tüm dünyanın kalp atışlarını duyabilen, kökleri toprağın derinliklerine kadar uzanan ve her canlının acısını derinden hissedebilen bir varlık gibi hissediyorum. Her an her şeye duygusal tepkiler veren, çok hassas bir yapıya büründüğümü düşünüyorum.

Çocukların Sorunlarına Bakış Açısı

Çocuklara, gençlere veya onların yaşadığı sorunlara bakış açınızda bir değişim oldu mu?

Kesinlikle! Gidion’un Düğümü oyununu bu nedenle sahneledim. Arşimet Prensibi projesini kabul etmemde de büyük katkısı oldu.