Dr. Kasapoğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından Türk sporunun gelişimini desteklemek ve profesyonel spor yöneticileri yetiştirmek amacıyla düzenlenen Spor Yöneticiliği Eğitim Programı çerçevesinde gerçekleştirilen “Spor Yönetiminde Profesyonel Yaklaşımlar” paneline katıldı.
Türk sporundaki başarıların uzun bir bilgi birikiminin sonucu olduğunu belirten Kasapoğlu, sporun kısa sürede değil, sabırla yürütülen bir süreç olduğunu vurguladı. Sporun etkili bir yönetim anlayışı, yetenek belirleme ve sürdürülebilir bir ekosistem gerektirdiğini ifade eden Kasapoğlu, şu şekilde değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin spor gelişimi yıllara dayanan bir süreçtir. Sporda başarı, aniden elde edilmez. Spor, güçlü bir yönetim anlayışı gerektiren, fedakârlıkların yer aldığı ve sabırla sonuçlanan uzun bir yolculuktur. Artık olimpik sporlarda birkaç branşla sınırlı değiliz. Jimnastik, okçuluk, atletizm, yelken gibi birçok alanda başarılarımız mevcut. Bu başarılar, altyapının güçlendirilmesi ve spora yapılan yatırımların bir sonucudur.”
Tesisleşme çalışmalarının bu yatırımların kritik bir parçası olduğunu belirten Kasapoğlu, “Geldiğimiz aşamada Edirne’den Ardahan’a kadar güçlü bir spor tesisi altyapısı mevcuttur. Bu gücü yönetmek, insan kaynağı, yönetim vizyonu ve kurumsal kapasite gerektirir. Üniversitelerimizin bu konuda daha fazla sorumluluk alması şart. Türkiye’nin bu desteğe bugün olduğu kadar, yarın da ihtiyacı olacak.” dedi.
Spor alanında akademinin önemine de dikkat çeken Kasapoğlu, teknolojide olduğu gibi spor alanında da akademinin yönlendirici ve öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. İzmir’in bu konuda önemli bir konumda olduğunu ancak daha kat edilmesi gereken çok yol bulunduğunu belirtti. Spor yönetiminde bilimsel yaklaşımın gerekliliğine vurgu yaptı.
Dijital Medyanın Önemi
Dr. Kasapoğlu, ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen Dijital Medyanın Öncüleri Genç İletişimciler Projesi (DİMGİ) kapanış paneline katıldı. Dijital medyada hız ve bilgi kirliliğinin arttığı bir dönemde ölçü, sorumluluk ve vicdanın kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Kasapoğlu, dezenformasyonun yalnızca yanlış bilgi yaymakla kalmayıp toplumsal huzuru ve güveni de tehdit ettiğini ifade etti.
Kasapoğlu, DİMGİ’nin gençlere yalnızca içerik üretmeyi değil, doğruyu ayırt etme ve sorgulama yeteneği kazandıran bir proje olduğunu vurguladı. “Dijital medyanın geleceği, teknolojiden önce insan, ahlak, sorumluluk ve duruş ile ilgilidir. Araçlar ve platformlar değişebilir; fakat niyet değişmezse sorunlar da devam eder. Bugün iletişimci olmak sadece anlatmak değil; doğruyu, insan onurunu ve toplumsal barışı korumaktır.” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu, beğeni ve tıklanma uğruna gerçeğin ve güvenin feda edilmemesi gerektiğini belirterek, içerik üretmenin yanı sıra içerik tüketmenin de sorumluluk gerektirdiğini dile getirdi. Projede eleştirel düşünmenin merkez alındığını ifade eden Kasapoğlu, amaçlarının yalnızca iyi içerik üreten değil; iyi düşünen, iyi tartan ve sorumluluk sahibi iletişimciler yetiştirmek olduğunu aktardı.
Kasapoğlu, konuşmalarını DİMGİ projesinin gerçekleştirilmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürlüğü’ne, akademik işbirlikçileri olan Ege Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iletişim fakültelerine, akademisyenlere, kurumlara ve özellikle genç katılımcılara teşekkür ederek sonlandırdı.