Bugünden itibaren Bulgaristan, resmi olarak euro kullanmaya başladı ve böylece euro bölgesinin 21. üyesi oldu. Avrupa Birliği içinde ortak para birimine henüz geçmeyen ülkeler ise hâlâ çeşitli siyasi, ekonomik ve anayasal engellerle karşı karşıya.
Euroya geçişin kamuoyunda geniş destek bulduğu ülkeler olsa da, bazı hükümetler ve parlamentolar sürecin önünü tıkıyor. Özellikle seçim hesapları, bütçe açıkları ve euroskeptik politikalar, geçişi geciktiren başlıca etkenler arasında yer alıyor.
-
Macaristan: Halkın yüzde 72’si euroyu destekliyor, ancak Başbakan Viktor Orban’ın euroskeptik yaklaşımı süreci durduruyor. Ülkenin yüksek borç/GSYH oranı ve anayasal güvence altına alınan forint de geçişi zorlaştırıyor.
-
Romanya: Euroya destek yüzde 59, fakat yüksek bütçe açığı ve ekonomik dalgalanmalar geçişin önünde engel teşkil ediyor.
-
Polonya: Halkın yüzde 45’i euroyu destekliyor. Ülke kendi para birimi zlotiyi kullanmaktan memnun ve hükümetin euroya geçiş planı bulunmuyor.
-
Çekya: Kamuoyu desteği yüzde 30 seviyesinde. Hükümetin net bir takvimi yok ve ulusal borç endişeleri euroya geçişi sınırlıyor.
-
İsveç: 2003 referandumunda halkın çoğunluğu euroya “hayır” demişti. Bugün destek yüzde 39’a yükselse de tartışmalar hâlâ teorik düzeyde.
-
Danimarka: AB içinde eurodan resmi muafiyet hakkına sahip tek ülke. Destek düşük (yüzde 33) ve yakın vadede euroya geçmesi beklenmiyor.
Uzmanlar, Bulgaristan’ın katılımıyla euro bölgesinin büyümesine rağmen, siyasi ve ekonomik engeller nedeniyle diğer ülkelerin kısa vadede euroya geçmesinin kolay olmayacağını belirtiyor.