Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

11 Şubat 2026 Çarşamba İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Genetik Faktörlerin Yaşam Süresine Etkisi Yüzde 50'ye Ulaşabilir

E
Yazar Medya
5 dk okuma 70 okunma Yayınlanma: 10 Şubat 2026 16:05 Güncelleme: 11 Şubat 2026 04:30
Genetik Faktörlerin Yaşam Süresine Etkisi Yüzde 50'ye Ulaşabilir
Genetik Faktörlerin Yaşam Süresine Etkisi Yüzde 50'ye Ulaşabilir Foto: Yazar Medya

Yaşlanma ve Genetik Bağlantısı Üzerine Yeni Bulgular

Yaşlanmayı istemeyenlerin haftada beş gün spor yapmaları, her gün gökkuşağının tüm renklerinde sebze tüketmeleri ve çok sayıda arkadaş edinmeleri gerektiği düşünülüyordu. Ancak, uzman dergisi Science'ta yayımlanan yeni bir çalışma bu yaygın inancı sorguluyor. Araştırma, yaşam beklentimizin çevresel faktörlerden ziyade genetik yapımıza daha fazla bağlı olabileceğini, bu etkinin yüzde 50'den fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Yaşam beklentisinin genetik etkisi, önceki araştırmalarda tahmin edilenin çok üzerinde.

Danimarkalı yaşlanma uzmanı Morten Scheibye-Knudsen, bu çalışmanın yaşlanma konusundaki anlayışımızı etkileyen bir "Gerçek dünyaya hoş geldiniz" etkisi yarattığını ifade ediyor. Scheibye-Knudsen, "Yaşam süremiz, ebeveynlerimizin yaşam sürelerine bağlıdır," diyor.

Genetik Faktörlerin Önemi

Çalışmada yer almayan Scheibye-Knudsen, son zamanlarda yaşam beklentimizin tamamen bizim kontrolümüzde olduğuna dair yaygın bir inanç oluştuğunu belirtiyor. İnsanlar, sebze tüketimi, yoga yapma ve geniş sosyal çevre kurmanın faydalı olduğunu düşünürken, hareketsizlik ve sağlıksız alışkanlıkların zararları üzerinde duruyor. Ancak, uzun bir yaşamın daha çok çevresel faktörler ve yaşam tarzıyla belirlendiğine inanılıyordu.

Önceki araştırmalarda genlerin yaşam süresi üzerindeki etkisi, yüzde 10 ile 25 arasında tahmin ediliyordu; bu oran oldukça düşüktü. Scheibye-Knudsen, bu oranı o kadar düşük buluyor ki, bazı bilim insanları genetik faktörlerin yaşam süremiz üzerindeki etkisini sorgulamaya başlamıştı: "Genlerin önemine dair farkındalığımız düşük düzeydeydi. Bu çalışma, bu düşünceye büyük bir yön değişikliği getirebilir."

Kardeşler Üzerinden Yapılan Araştırmalar

Bilim insanları, yaşam beklentisini araştırırken genetik olarak benzer şartlarda büyüyen kardeşleri incelemeyi tercih ediyor. Ancak, araştırmalarında göz ardı ettikleri önemli bir nokta bulunuyordu: Kardeşlerden biri, genetik faktörlerle ilişkilendirilmeyen bir olay yüzünden hayatını kaybetmiş olabilir; örneğin bir kaza veya bulaşıcı bir hastalık nedeniyle.

Eğer ölüm nedenini dışsal bir etken olarak hesaba katmazsanız, genetik olarak benzer iki kardeşiniz olsa da yaşam süreleri farklılık gösterebilir. Bu durum, genlerin yaşam beklentisi üzerindeki etkisinin yanlış bir şekilde düşük hesaplanmasına neden olmaktadır.

Dışsal etkenlerin yaşam süresi üzerindeki etkilerini göz ardı etmemek önemlidir.

Ayrıca, kardeş çalışmalarında ölüm nedenleri çoğu zaman bilinmemektedir. Veri setlerinin bazıları, geçmiş yüzyıllara kadar uzanmaktadır. Araştırmacılar, geçmiş dönemlerde dışsal etkenlere bağlı ölüm riskinin, günümüzde doğan bireylere göre yaklaşık on kat daha fazla olduğunu öne sürüyor.

Yeni yayımlanan çalışmada, bilim insanları Danimarka, İsveç ve ABD'den kardeş gruplarını inceleyerek bu hatayı düzeltmek için matematiksel yöntemler kullandı. Sonuç olarak, yaşam beklentisi üzerinde genetik etkinin yüzde 50'den fazla olduğu belirlendi.

Dışsal Etkenlerin Rolü ve Gelecek Araştırmalar

Ben Shenhar ve meslektaşları, bu araştırmanın arka planında acı bir olayın bulunduğunu aktarıyor: Haziran 2025'te, İsrail'in Rehovot kentindeki laboratuvarlar bir İran füzesiyle yıkıldı. Bilim insanları, uzun süre çalışma alanlarını kullanamadı. Shenhar, bu olayın "dışsal ölümcüllük" kavramının önemini bir kez daha vurguladığını ifade ediyor.

Ancak çalışmanın bazı sınırlamaları da mevcut. Durum her zaman bir trafik kazasında olduğu kadar net değil. Bazı ölüm nedenleri ilk bakışta dışsal görünse de içsel faktörlerden etkilenebilir. Örneğin, bulaşıcı hastalıklar başlangıçta genlerimizle doğrudan ilişkili değildir, ancak vücudumuzun bu hastalıklarla nasıl başa çıktığı genetik faktörlerle bağlantılıdır. Scheibye-Knudsen, "İşte burada işler karmaşıklaşıyor," diyor. Ancak bu, çalışmanın temel bulgusunu değiştirmiyor: Genlerimizin önemi, daha önce düşünüldüğünden daha büyüktür.

Peki, bu durum, uzun yaşam takviyeleri kullananlar, çocuklarının kanını naklettirenler veya yaşamı uzatmak için organ naklini düşünenler için ne anlama geliyor? Tüm bu girişimler gerçek olsa da, şu an için genellikle etkisiz kalmaktadır.

Scheibye-Knudsen, muhtemelen hepimizin belirli bir yaşam beklentisi ile hayata başladığını belirtiyor: "Atalarımız daha çok 70 mi yoksa 90 mı yaşadıysa, bizim de benzer bir yaşam süresine sahip olma ihtimalimiz artıyor. Ancak yaşam tarzı yine de önemli bir rol oynamaktadır. Genetik faktörler ne olursa olsun, yaşam süresini yaklaşık 20 yıl etkileyebilir."

Yaşam Tarzının Etkileri

Sigara içmek hâlâ yaşam süremizden yedi yıl çalarken, sağlıksız beslenme on yıla kadar, hareketsizlik de yedi yıl daha kaybettirebiliyor. Yani bu çalışma, sağlıksız beslenme ve alkol tüketimi için bir serbest geçiş belgesi sunmuyor. Çalışmanın baş yazarı Ben Shenhar, "Sonuç olarak, hâlâ neredeyse yüzde 50 oranında her şey bizim kontrolümüzde," diyor.

Ben Shenhar, bu çalışmanın yaşlanma araştırmaları açısından bir dönüm noktası olabileceğini savunuyor: "Yüz yaşını geçenlerin yarısının ağır bir hastalığı yok. Bu çılgınca! Bu insanları koruyan genler olmalı ve artık bunları daha hedefli bir şekilde araştırabiliriz. Özellikle dışsal etkenlerin yaşam beklentisi üzerindeki etkisinin azaldığı bir dönemde, bu araştırmalar devam ederse, yeni buluşlar elde edilebilir."

Ayrıca, geçmişte dışsal etkenlerin göz ardı edildiği başka alanlar da yeniden değerlendirilebilir. Scheibye-Knudsen, "Belki de birçok genetik hastalığa şimdiye kadar yanlış bir perspektiften baktık," diyor ve ekliyor: "Kazalar, bulaşıcı hastalıklar ya da şiddet sonucu ölüm gibi dışsal etkenleri ayıklamak, diğer gen analizlerinde de daha net sonuçlar elde etmemizi sağlayabilir. Belirli hastalıklar için genleri tanımladığımızda, onları manipüle etme şansımız olabilir."

Sonuç olarak, uzun bir yaşam hedefleyenlerin düzenli egzersiz yapmaları, sağlıklı beslenmeleri ve sosyal ilişkilerini güçlendirmeleri gerekiyor. Tabii ki, gerçekten uzun bir yaşam hedefliyorlarsa.

Etiketler

#genetik faktörler #yaşam süresi #yaşlanma araştırmaları #Morten Scheibye-Knudsen #çevresel etkenler #sağlıklı yaşam #genetik etki

Videolar