Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

13 Şubat 2026 Cuma İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Miçotakis'in Türkiye Seyahati: Olumlu Gündem, Öncesi ve Sonrası

E
Yazar Medya
5 dk okuma 55 okunma Yayınlanma: 13 Şubat 2026 07:32 Güncelleme: 13 Şubat 2026 10:08
Miçotakis'in Türkiye Seyahati: Olumlu Gündem, Öncesi ve Sonrası
Miçotakis'in Türkiye Seyahati: Olumlu Gündem, Öncesi ve Sonrası Foto: Yazar Medya

Türk-Yunan İlişkilerinde Yeni Bir Dönem

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde görevli Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Türk-Yunan ilişkilerinin zaman içindeki gelişimini ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Türkiye ziyaretinin anlamını değerlendirdi.

Miçotakis'in Ziyareti ve İşbirliği Konseyi

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 11 Şubat'ta Türkiye'yi ziyaret ederek Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'ni gerçekleştirdi. Türk-Yunan ilişkileri hakkında pek çok soru gündeme gelmektedir. Bu sorulardan belki de en önemlisi, uluslararası alanda yaşanan ciddi krizler ve kuralların hızla çökmesiyle ikili ilişkilerin nasıl etkileneceğidir. Son on yılda derinleşen anlaşmazlıkların karmaşık bir sorun yumağı haline geldiği gerçeği, her iki ülke halkı için en iyi ve doğru olanın ne olduğuna dair çeşitli görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Türk-Yunan ilişkilerinin geçmişi ve mevcut durumu üzerine yapılan analizler, her iki taraf için de önemli çıkarımlar sunmaktadır.

Geçmişten Günümüze İlişkiler

Günümüzde 2000’lerin başındaki durumdan oldukça uzak bir noktadayız. O dönemde Türk-Yunan meselelerine, Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefinin sağladığı güvence ve garantiler çerçevesinde çözüm bulunması fikri ön plandaydı. Bu süreçte Ege Denizi'ndeki sorunlara çözüm bulmak ve köklü diplomasi mekanizmaları oluşturmak önemli bir hedef olarak belirlenmişti. İstikşafi görüşmelerin 2021 sonrası istişari görüşmeler olarak adlandırıldığı bu dönem, diplomatik çözüm arayışları için teknik detayların da dikkate alındığı adımların atıldığı bir süreç olmuştur. 2002'deki müsteşarlık düzeyindeki görüşmelerde kaydedilen ilerlemeler zaman zaman basında yer bulmuştur. Ancak siyasi irade eksikliği, bu diplomatik çabaların etkisini azaltmıştır. 2016'da kesilen görüşmeler, 2021'de yeniden başlamış ve 22 Şubat 2022'de Atina’da istişari görüşmelerin 64. turu gerçekleştirilmiştir.

AB üyelik perspektifinin zayıflamaya başladığı bir dönemde Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, iki ülke arasında ilişkileri yapılandırma amacıyla 14 Mayıs 2010'da Atina’da imzalanan ortak bildiriyle kurulmuştur. İki liderin eş başkanlığında gerçekleştirilen toplantılar, ekonomi, ticaret, enerji ve kültür gibi alanlarda somut projeler geliştirmeyi hedeflemekte ve mevcut sorunları barışçıl yollarla çözmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu çabalar, 2015 sonrasında yaşanan derin gerilimleri engelleyememiştir.

2020'ler ve Yeni Gelişmeler

2020'li yıllara gelindiğinde ise durum daha da farklı bir hal almıştır. 15 Nisan 2021'de Dışişleri Bakanları arasındaki basın toplantısında yaşanan gerginlik, sorun yönetimi ve sınırlama yaklaşımının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Temel anlaşmazlık noktalarında ilerleme sağlanamayacağının kabul edilmesinin ardından, pozitif gündeme odaklanma önerisi eski Yunanistan Dışişleri Bakanı ve günümüz Savunma Bakanı Nikos Dendias tarafından gündeme getirilmiştir. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ile uyumlu olarak, pozitif gündemle ekonomi, ticaret, turizm, enerji ve ulaşım gibi alanlarda işbirliği geliştirilmesi hedeflenmiştir. 2023'te yapılan toplantıda açıklanan Atina Bildirgesi, pozitif gündem için bir referans noktası olarak sunulmuştur.

Özetle, 2010 yılından itibaren ikili ilişkiler, nispeten daha kolay ilişki kurulabilecek konular üzerinden güven inşa etmeyi hedeflemiştir. Bu durum, Türk-Yunan ilişkilerindeki sorunların çözümünün şu an için mümkün görünmediğini ortaya koymaktadır. Mevcut statükonun değişmemesinin en karlı yol olduğuna dair düşünceler, bu durumun arkasındaki motivasyonu oluşturmaktadır. Özellikle Yunanistan, AB üyeliğinin sunduğu diplomatik avantajları kendi ulusal çıkarları doğrultusunda kullanabileceği düşüncesiyle, krizi sınır ötesinden yönetme yaklaşımına yönelmiştir. 2010'larda yaşanan Türk-Amerikan ilişkilerindeki bozulma da bu hesaplamaları etkilemiştir.

Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası, Türkiye’nin NATO ve Batı ittifakındaki rolü yeniden önem kazanmıştır.

Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası durum değişmiş ve Türkiye’nin NATO içindeki önemi yeniden gündeme gelmiştir. Yunanistan, Türkiye ile diyalog kanallarını genişletme çabalarına girişmiştir. 7 Ekim sonrası süreçte, Yunanistan'da yeniden ABD ile ilişkileri geliştirme ve Doğu Akdeniz ile Ege'deki temel meselelerde diplomatik alan yaratma fikri tartışılmaya başlanmıştır. Ancak ABD ile ilgili hesaplar, Donald Trump döneminde değişiklik göstermiştir. Türkiye’nin teknolojik atılımı, güvenlik ve savunma kapasitesini artırmış, bu durum Türkiye'yi ABD için bulunmaz bir müttefik haline getirmiştir. ABD-AB gerilimi ve Batı içindeki değişen dengeler de bu durumu etkilemiştir. Sonuç olarak, Türk-Yunan ilişkilerinde Türkiye'nin ön plana çıktığı bir durum söz konusudur.

Sonuç ve Gelecek Perspektifi

11 Şubat'ta Ankara'da gerçekleştirilen Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, anlaşılabilir noktalara odaklanmayı vurgulamaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında ortak bir bildiri imzaladı. Bu toplantıda iki ülke arasında yatırım, deniz ticareti, ekonomik işbirliği, deprem, kültür, bilim ve teknoloji alanında anlaşmalar yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yunanistan ile sorunların çözülebilir olduğunu vurgulaması dikkat çekici bir noktadır.

Sonuç olarak, Türk-Yunan ilişkileri geçmişte olduğu gibi bugün de pozitif gündemle sürdürülmektedir. Ancak bu sarsılan dengeler içinde Türkiye-Yunanistan ilişkileri, çözüm için daha iyi bir zaman beklemekte ve hızlı değişen uluslararası ortam, uzun süreli güvenlik garantileri sunmamaktadır. Pozitif gündemin, 2019-2022 arasında yaşanan yüksek gerilim sonrası oluşan yaralara yönelik bir yara bandı olduğu ve artık işlevini tamamlamak üzere olduğu anlaşılmaktadır. Gelecekte, daha önce başlatılan istikşafi görüşmelerle diplomatik çözüm önerilerine ve gerçek çözüm arayışlarına geri dönülmesi gerektiği vurgulanmalıdır.

Etiketler

#Miçotakis Türkiye ziyareti #Türk-Yunan ilişkileri #Kiryakos Miçotakis #uluslararası ilişkiler #Ege Denizi sorunları #diplomasi mekanizmaları #Marmara Üniversitesi #Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner

Videolar